Alışveriş Bağımlılığı Nedir ?

Ev & Yaşam

4220 yorum

Alışveriş Bağımlılığı Nedir ?

Alışveriş bağımlığı hastalığı nedir ? Alışveirş bağımlılığı nasıl tedavi edilir ? Kimler alışveriş bağımlısı olarak kabul edilir ? Detaylar bildiriyo.com'da..

Gereğinden fazla tüketim toplumu olmanın getirdiği olumsuz yanlardan birisi de alışveriş çılgınlığıdır. Belli bir aşamadan sonra “alışveriş bağımlılığı” denen psikolojik bir rahatsızlık halini alır.

Peki bu alışveriş bağımlılığı nedir? Kimler alışveriş bağımlısıdır?

Önce alışveriş nedir, en basit şekliyle bunu açıklayalım. Kısaca belirtmek gerekirse, ihtiyacımız olan eşya, giyim, yiyecek gibi şeylerin satın alınması eylemine “alışveriş” denir. Eğer ihtiyacınız olmadığı halde, ya da ihtiyacınızdan fazlasını satın alıyorsanız ve bunu gereğinden fazla yapıyor ve bir yaşam şekli haline getiriyorsanız, sıkıntı üzüntü gibi duyguları gidermek ve kendinizi mutlu etmek adına alışveriş yapıyorsanız bir alışveriş bağımlısı oldunuz demektir. Bu bir rahatsızlıktır ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur.

Elbette bu yazıda, alışveriş bağımlılığı denilen rahatsızlığı irdelemeyeceğiz. İnceleyeceğimiz konu, alışveriş denen eylemin neden bu kadar önemsendiği ve neden, gerek birey ve gerekse toplum olarak bu davranışın içinde olduğumuzdur. Kredi kartlarının hayatımıza girmesi ve özellikle 90’lı yılların ortasından itibaren kredi kartı edinmenin son derece kolay olması, alışveriş çılgınlığının başlıca üç beş nedeninden birisidir hiç kuşkusuz.

Son 6-7 yıldır kredi kartı edinme konusunda bir kısıtlama ve bir düzenleme getirilmiş olsa da, topluma yayılan gereksiz alışveriş alışkanlığı, duygusu öyle kısa zamanda yok edilecek gibi durmuyor. Her köşe başında, her bankanın önünde, her alışveriş merkezinde sorgusuz sualsiz belgesiz dağıtılan kredi kartları dönemini hepimiz hatırlarız. Zahmetsiz alınan bu kredi kartları, bize ait olmayan paranın harcanmasına yarayan bir araçtan ibarettir. Kişi henüz elinde olmayan bu parayı bir kart sayesinde rahatça harcıyor, dilediğini alabiliyor ve bunu yaparken de cebinden tek kuruş çıkmıyor. Bu eylem esnasında alınan haz zaman içinde kişiyi bir alışveriş tutkunu haline sokuyor.

Türkiye kredi kartıyla gelişmiş ülkelerden çok sonra tanıştı. Ülkenin batıya açıldığı, yasakların kalktığı, serbest piyasa döneminin ülkeye yayılmaya başladığı bir dönemde kredi kartı ile tanışan toplum bir bakıma gafil avlandı. Kredi kartı ile harcama yapmanın bir kültür meselesi olduğunu, bunun için zihinsel altyapıya sahip olmak gerektiğini bilemeden elimize bir anlamda tutulan bu kartlar sayesinde toplumada bir kredi kartı patlaması yaşandı.

Bu harcamaların sonunda oluşan sorunları yazmaya sanırım gerek yoktur. Yıkılan aileler, evlere gelen hacizler, yaşanan bunalımlar ve hatta intihara kadar giden sorunlar yaşandı ve halen de yaşanıyor. Görsel ve yazılı medyada yer alan reklamlar, internet denen fenomenin hayatımıza derinlemesine girmesi, akıllı telefonlar sayesinde avucumuzun içine kadar giren bilgisayarlar sayesinde, dört bir yandan reklam bombardımanına tutuluyoruz.

Toplum bir anlamda alışverişe itiliyor da denilebilir. Büyük şehirlerde gereğinden fazla açılan AVM’ler adeta insanları kendisine mıknatıs gibi çekiyor. Toplumun önemli sayılabilecek bir kısmı alışveriş kültüründen yoksun olduğu için, bu tuzağa kolayca düşüyor. Hesapsız yapılan harcamalar, sonrasında kişiye problem olarak dönüyor. İhtiyaç yokken, hiç gereği yokken yapılan bu alışverişler kişiyi mutlu ediyor ve bir tatmin olma duygusu ortaya çıkıyor. Hayatımıza giren rengarenk ürünler, (özellikle alışverişe teşvik etmek için kullanılan bir yöntemdir, bir mühendisliktir) gelişen teknoloji sayesinde önce cep telefonları, sonrasında da akıllı telefonlar etrafımızı kuşatmış vaziyetteler.

Eğer alışverişe meyilli, kendini kontrol edemeyen, zayıf kişiliğe sahipseniz bu tuzağa kolayca düşüyorsunuz. Hangimiz bir markete girdiğimizde aslında 50 TL harcamamız gerekirken 150 TL harcayıp çıkmadık ki? Hangimiz 5 veya 6 ürün almak için gittiğimiz marketten alışveriş arabasını doldurup kasa önüne gelmedik ki? İşte burada bir alışveriş alışkanlığı edinme meselesi devreye giriyor. Fakat ne yazık ki bir çoğumuz bu alışkanlığı edinebilmiş değiliz. Durum böyle olunca da gereğinden fazla harcama yapıyor ve toplum olarak cebimizden boş yere yüz milyonlarca liranın çıkmasına neden oluyoruz.

Bu tür kötü alışkanlıklardan uzak durmayı birey ve toplum olarak en kısa zamanda öğrenmek zorundayız. İhtiyacımız olandan fazlasını almamayı artık bir yaşam şekli haline getirmek durumundayız. Yapılan reklamların bizi alışverişe teşvik etmesine izin vermemeliyiz. Bunu bir yaşam kültürü haline getirdiğimizde, hiç bir reklam, hiç bir renkli ürün bizi tahrik edemeyecek ve gereksiz tüketen birey olmaktan uzaklaşmış olacağız. Böylece alışveriş yaparak değil, gereksiz alışveriş yapmadığımız için mutlu olacağız.

YORUM GÖNDER